Mektubu okurken ne bileyim biraz da kendimi buldum sanki orda. Yazık çok yazık diyordum okurken gözlerim doldu ne desem boş ne yapsam boş diye düşünüyordum. Ama bu kadar da olur mu diyor insan. Bence evet olur. Psikoloji derslerinde hep aşkın çeşitli şekillerde olduğunu görmüş öğrenmiştik. Bu adamdaki de bağımlılık gibi bir şey. Nedense biz insanlar hep böyleyiz bir şeyi elde edemiyorsak, başkaları elde etmişse hemen o şeyi kötülemeye başlıyoruz bir zamanlar gözümüzde dünya güzeli olan bir şey başkasının olunca hemen dünyanın en çirkin en berbat şeyi oluyor gözümüzde. İnsan doğası işte başka ne diyebiliriz ki? Atalarımız çok doğru demiş, “kedi uzanamadığı ciğere mundar” dermiş derken. Ayni şeyleri bende yaşadım. Hanım hanımcık olmak yetmiyor hatta insanın kendisini eve kapatması bile yetmiyor bazen. Mektubu gönderen kişiye tek tavsiyem eşiyle konuşmaya çalışması. Bunun nereye kadar faydası olacak bilmiyorum ama benim şu 23 senelik hayatımda öğrendiğim bir şey varsa o da bütün sorunların konuşmakla az da olsa aşılabileceği yönünde. Yeter ki sinirlenmeden heyecanlanmadan ses tonunu yükseltmeden sessizce sakince konuşabilmesi. Bazen tatlı dil yılanı bile deliğinden çıkartır çünkü. Benim de bir erkek arkadaşım vardı bir zamanlar. Beni elde edemeyince her yerde benimle birlikte olduğunu söylemeye başlamıştı, yani ilişkiye girdiğimizi. Oysa o güne kadar elime erkek eli değmemişti bile. Ama bunun aksini ispatlamak çok zordu. Karşıma çıkan herkes elbet bu sözleri duymakta ve ya benden faydalanmaya çalışmakta ya da bırakıp gitmekteydi. Ailem bu sözleri dedikoduları duyduğu zaman yapacak bir şey kalmamıştı. Günümüzde pek çok kızın yapamayacağı bir cesareti gösterdim. Ben kendimi biliyordum kiminle ne yaptıysam biliyordum ve kendime güvenim vardı. Bir gece yine bu konu açılınca dayanamadım patladım. Sessizce ayağa kalktım söz hakkı vermelerini istedim. Sonra da, yarın sabah sabah doktora gidiyoruz dedim. Ben kendimi biliyorum eğer bana inanmıyorsanız güvenmiyorsanız buyurun doktora gidelim size bakire olduğumu söyleyecektir dedim. Ve gittik, dediklerim doğru çıktı. O günden sonra da kimsenin ne dediğini umursamadım bunalıma girmedim. Sonuçta kendimi olmayacak şeylere kaptırmanın anlamı yoktu. Sevgili “bu kadar da olur mu?” sana tek tavsiyem otur eşinle konuşmaya çalış. Olmadı onu ikna et, gidin herkesten özellikle de yaşadığınız çevreden uzakta bir tatil yapmaya çalışın. Herkesten bütün olumsuz etkenlerden uzaklaşmaya çalışın. Baş başa ve yalnız kaldığınız zaman eminim ki eşin sana yaptığı hatanın farkına varacaktır. Unutma boşanmak her zaman aklına gelebilecek en son çözüm olmalı. Eğer eşin seni seviyorsa, hakkında söylenen her şeyin birer yalan olduğunu görecektir. Sevgi her şeyden üstündür çünkü. Bazen anlar olur o sevginin üstünü bir perde kaplar insan yanlış görür ama, sonunda yine sevgi galip gelir. Otur eşinle konuş, her şeyin yalan olduğunu açıklamaya çalış. Eğer çabaların sonuç vermezse o zaman düşünürsün neler yapabileceğini. Ama öncelikle sana tavsiyem konuşmandır. Son pişmanlık fayda etmez çünkü sonra ileride neden gidip konuşmadım sanki dememelisin. Sevgiyle kal.
Rumuz:D.Y.
Her hafta bu bölümde bir mektup yayınlayacağım…bu mektuba dilerseniz yorumlar getirebilirsiniz…hep birlikte okur, değerlendiririz…ne dersiniz? Siz de biraz Güzin abla’lık yapmak istemez misiniz ? Böylece bu işin pek de kolay olmadığını da göreceksiniz…Lütfen aşağıdaki mail bölümüne tıklayıp, kendi yorumunuzu yazın…Ben de yayınlayayım…
Rumuz: Bu kadar da olur mu?
Hep bende gözü vardı hayatımı mahvetti...
Sevgili Güzin Hanım,
On sene once ben bir genc kız iken bir flortum oldu. Fakat en yakın
arkadası bana goz dikti . Araya fitne, fucur , dedikodu,
iftira sokarak bizi ayırdı. Meger flörtumün ailesine gidip
beni Kötülemiş. Onlarda inanmış. Neyse Flortüm beni terk
etti. Henüz yaşım 19 du duygularım çok derinden incildi.
Kendimi savunma şansım bile olmadan benim adımı kötüye
çıkarttılar.
Tüm bu olanlar yetmezmiş gibi bu eski flörtümün arkadaşı benim
peşimi burakmadı. Sanki arkamdan o kadar düzenbazlık,
kötülük yapan o değilmiş gibi yüzsüzce beni arayıp sordu ve
hatta takip etti. Tüm bunları beni çok beğendiği ve elde
etmek istediği için yaptığını hep hissettim ama ben sadece
ondan tiksinmeye ve nefret etmeye başlamıştım.
Aradan uzun uzun seneler geçti. Tabi ki yanlız kalacak
değildim. Bende bir eş, bir yaşam dostu aramaya devam ettim.
Ama o düşmanım tüm ilişkilerimi sabote ediyor tüm insanları
benden uzaklaştırıyordu. Bütün kısmetlerim onun hakkımda
çıkarttığı çirkin dedikodular yüzünden bana yüz cevirdi. Çok
acılar yaşattı bana. Benim acı çektiğimi hissettikçe mutlu
oldu. Kendisinin mesleği Kasaplıktır. Benim insanlarla
girdiğim tüm ilişkileri dedikodu yoluyla mahvetti senelerce.
Sonunda ben evlendim ve kader bu ya onun kasaplık yaptığı,
dükkanın bulunduğu sokağa taşındım. Kasabın hem dükkanı
buradaydı hem de anne babasının evi bizim evin tam karşısına
denk geliyordu. Tabi benim gelinliklerle evime girdiğimi
gören kasap yine dedikodulara başladı. Önce tüm komşuları
dedikodularıyla zehirledi. Yine insanları kışkırttı bana
karşı. Balkona çıkıyorum karşı komşum bana "orospu" diye
hakaret ediyor. Sokağa çıkıyorum insanlar arkamdan kaş göz
yapıp gülüyor.. Tabi ki çok üzülüyorum ama insanlar nasılsa
beni bir süre sonra tanır, gerçek kişiliğimi anlar diye hep
hanım hanımcık tavrımla duymamış gibi yapıp yoluma devam
ettim.
Bir sene sonra duydum ki Kasap Ailesini iflas ettirmiş, evlerine
hacizler inmiş, karısı çocuğunu alıp onu terk etmiş,
tefeciler peşindeymiş. Bu olaylardan sonra Kasap daha da
asabileşti. Eşimin yolunu kesip onu benim hakkımda
doldurmaya başladı. Çenesi ne kadar kuvvetliymişki şimdi
eşimle de aramı açtı. Eşimi öyle bir etkisi altına almış ki
eşim de bana psikolojik şiddet uygulamaya başladı. Kasabı
tüm lafları her gün Eşimin ağzında benim yüzüme dökülüyor.
Artık dayanacak gücüm kalmadı. Ölür müsün, öldürürmüsün
Güzin Abla'cığım sen söyle?
Anneme Babama anlattım. Onlar biraz cahil insanlar. Onlara göre hiç
böyle şeyler yaşanmamış gibi yoluma devam etmeliymişim. Oysa
ben cezasını bulmasını istiyorum.
Şu anda ne o kasabı mahkeye verebilecek, avukatlara para
yetiştirebilecek maddi gücüm var, ne de kandırılmış Eşime
laf anlatacak takatim. Beni bitirmeye çalışıyorlar. Ne olur
yardım edin. Bana bir yol gösterin. Çok yanlız ve çaresizim.
Her hafta bu bölümde bir mektup yayınlayacağım…bu mektuba dilerseniz yorumlar getirebilirsiniz…hep birlikte okur, değerlendiririz…ne dersiniz? Siz de biraz Güzin abla’lık yapmak istemez misiniz ? Böylece bu işin pek de kolay olmadığını da göreceksiniz…Lütfen aşağıdaki mail bölümüne tıklayıp, kendi yorumunuzu yazın…Ben de yayınlayayım…